Kızılbel Dağı, Çermeşk Vadisi, Cemil Vadisi ve Verçelik Vadisi’nin birleştiği noktada yükselen en yüksek zirvedir. Adını Cimil tarafından bakıldığı zaman yüzeyinin aldığı kızıllıktan alır. Kaçkar dağlarında toprak ve kayaç yapısının renk olarak kızıla çalması dolayısıyla aynı isim birçok tepeye verilmiştir. Bu “Kızılbeller” arasında en yükseği burada bahsedeceğimiz Kızılbel Dağdır.
3.425 metre yüksekliğe sahip olan bu dağa farklı yanaşma rotaları bulunsa da, görsel açıdan en uygun güzergâh Çermeşk Vadisi üzerinden uzanır. Bu rota; önce Çermeşk Gölü’ne, ardından hemen üstünde yer alan Karagöl’e ulaşmayı, buradan da aşıtı aşarak zirveye varmayı içerir.
Çayeli Doğa Sporları Dağcılık Kulübü (ÇAYDOSK), geçmişte bu rota üzerinden, biri şenlik olmak üzere üç kez faaliyet düzenlemişti. Ancak takvimim uymadığı için bu etkinliklere katılamamıştım. 17 Eylül’deki elverişli hava tahmini üzerine Mustafa Aydoğan Alişan ile birlikte Kızılbel’e çıkmaya karar verdik.
Saat 04.30’da Rize’den hareket ederek 07.15’te Çermeç Yaylası’ndan yürüyüşe başladık. Yaklaşık 4km hafif meyille yükselerek 4-5 dönüm genişliğindeki Çermeç Gölü’ne saat 09.00’da ulaştık. Kısa bir molanın ardından gölün sağından yükselerek Karagöl’e doğru kıvrıldık. Bu noktadan itibaren rotayı hem kayıt altına aldık hem de işaret taşları (babalar) bıraktık. Çermeç Gölü’nden yaklaşık bir buçuk kat büyük olan Karagöl, derinliği sayesinde koyu mavi rengiyle bizi büyüledi. Burada kısa bir mola verdikten sonra yukarıdaki aşıta yöneldik. Sağımızda üçüncü bir göl daha vardı; yalnızca fotoğrafını çekmekle yetindik.
Aşıt oldukça dik ve kaygan bir zemine sahipti; eğim yer yer %60’a ulaşıyordu. Zorlayıcı bölümü yan geçişlerle aşarak zirve hattına ulaştık. Altımızda Cemil Vadisi’nin son yaylası olan Çermeniman Yaylası ve hemen yanında Salar Gölü (haritada Çermeniman Gölü) görünüyordu. Buradan, dağın en kolay yanaşma yönünün Cemil Başköy üzerinden Çermeniman Yaylası ve Salar Gölü’ne çıkılarak, göl üzerinden 2–2,5 km uzunluğunda yaklaşık %45 eğimle yürümek olduğunu tespit ettik.
Aşıtı geçtikten sonra yürüyüşümüzü 45 dakikada tamamladık ve saat 12.30’da Kızılbel Zirvesi’ne ulaştık. Karşımızda tüm ihtişamıyla Kaçkarların hırçın zirvesi Verçenik yükseliyordu; onun klasik çıkış rotasını ilk kez bu kadar net görebildik. Tatoslar, Dilek Dağları ve Kaçkar Ana Zirvesi de buradan büyüleyici bir şekilde izlenebiliyordu. Geçen yıl ÇAYDOSK’un diktiği ancak hava şartlarından dağılmış olan zirve babasını yeniledik; kaybolan zirve defterinin yerine de yeni bir defter bıraktık. Manzaranın keyfini çıkardıktan sonra yine aynı rotadan inişe geçtik.
Kızılbel Dağı’na üç ayrı vadiden çok sayıda farklı rotayla ulaşmak mümkündür. Cemil Başköy–Çermeniman Yaylası–Salar Gölü üzerinden yapılan tırmanış, kondisyonu yeterli trekking tutkunlarının rahatlıkla gerçekleştirebileceği bir faaliyet olmakla birlikte dağın da en kolay rotasıdır. Bu rota üzerinden ekip temposuna bağlı olarak 2–2,5 saatte zirveye ulaşılabilir. Zirve sonrası Çermeşk Gölleri’ne devam edilirse yaklaşık 7–8 saatte Çermeşk Yaylası’na ulaşmak da mümkündür. Bu şekilde yapılacak trans bir zirve ile de taçlandırdığı için eşsiz bir deneyim olacaktır.
Alternatif olarak, bizim tercih ettiğimiz (klasik rota olarak kabul edebileceğimiz) Çermeşk Yaylası üzerinden çıkış yapılabilir. Bir diğer seçenek ise Verçenik Vadisi boyunca ilerleyip At Gölü’nün sağ yamacından 3.367 m rakımlı Salır Tepe’ye varmak ve sırt hattını takip ederek Kızılbel Zirvesi’ne ulaşmaktır. Bu seçenek daha da zorlu olmakla birlikte katılımcısına çoklu zirve yapma imkânı da sunar.
Biz klasik rotadan Kızılbel Dağı zirve tırmanışını Mustafa Aydoğan Alişan ile birlikte toplamda 9 saat 45 dakikada faaliyete başladığımız noktaya geri dönderek tamamladık. Daha hızlı olmamız da mümkündü; ancak rotayı wikilog kaydına almak ve görsel işaretlemeler yapmak için uzun süre babalama yaptığımızdan yaklaşık bir saat fazlamız oldu. Kondisyona bağlı olarak 8–10 saat arası sürebilecek bu eşsiz rotayı doğa severlere gönül rahatlığıyla tavsiye ediyoruz.
Sadece bir zirvesi için bile birbirinden zevkli bu kadar fazla alternatifi bize sunan Kaçkar Dağlarının varlığına şükür ederek yolumuza devam ediyoruz.

