Rutubetin ve sıcaklığın az olduğu kış ve bahar aylarında Rize sahilinin belli noktalardan Kaçkar dağlarının Altıparmak sırasında ki en yüksek zirve noktaları görünür. Göğe doğru yükselen mızrakları andıran bu dorukların en doğusunda, başına külahını takmış bir Mevlevi dervişi gibi görünen Gudashev sivrisi (3406 m) bulunur. Adının anlamı ( Gürcüce Gudashev ,Lazlar Gudaşheli diyor) Tulum Vadisi demek olup; bu adı, hemen aşağısında ki vadide bulunan köyün (Özgüven) eski isminden alır. Sıra dışı heybetli ile seyredenler de Yusufeli ile Ardeşeni ayıran Kaçkar sırt hattını en heybetli yerine çakılmış kayadan bir mıhmış hissi uyandırır…
Bu dağa etrafında ki zirvelere de çıkınca daha çok ilgi duymaya başladım. Sert, meydan okurcasına duruşu bir dağcı olarak beni kendine hayran bıraktı. Araştırdım, Yılmaz Seferoğlu hocamız oraya üç sene önce kuzeyden, Ardeşen Tunca vadisi boyunca gidip, İntor yaylasından çıkış yapmış ve Kaçkar org sitesinde kayıt altına almıştı. Kuzey yaklaşımı rota olarak basit görünüyordu.( Tırmanış tekniği olarak zor, yön bulma durumu göze alındığında basit olduğuna kanaat getirmiştik.) 2021 yılında Fatih Yılmaz arkadaşımla çıkışına karar verdik. Sondakika da Eminali Kalcıoğlu hocam da bize katıldı. İntor yaylasına gittik, kamp attık. Sabah sisler arasında yola koyulduk. Kendimize çok güvendiğimiz için GPS almamıştık. Yanlış vadiye girdik. İşe uyandığımızda vakit ilerlemişti, havada bozmaya başlayınca geri dönmek zorunda kaldık. (Faaliyete misafir olarak katılan Eminali hocamızdan, donanımsız yola çıktığımız için güzel bir papara yemiştik :))
Fatih ile içimizde uhte olarak kalan Gudashev zirve ile bu kış boyu defalarca selamlaştık. Her gördüğümde içim giderek bakışlarımla okşadım onu…
Yaz döneminin ilk zirve faaliyeti olarak düşündüğümüz Gudashev’e hava durumunu iyi görünce 04 -05 Temmuz 2022 de çıkış yapmayı planladık.
Geçen seneden farklı olarak bu sefer dağa güneyden, Yusufeli üzerinden yanaşmaya karar verdik. Çünkü bu çıkış rotası üzerinde Karadeniz’in en yüksek rakımdan dökülen çağlayanı olan Ciro şelalesi ( 2300m) bulunuyordu. Bir Zirve faliyetini farklı bir gezi etkinliğiyle bir birleştirmek istedik. Tabiri caizse bir taşla iki kuş vuracaktık.
04 Temmuz Pazartesi günü, önce Yusufeli ilçesine ( İlçe merkezi bu yaz baraj havzasında kaldığı için boşaltılıp tepede ki yeni yerine taşınacak, belki de son kez üzerinden geçtik.) Oradan da Özgüven köyüne geldiğimizde vakit gece yarısına yanaşmıştı. Ciro şelalesinin (Çağlayan) hemen dibinde bulunan tahtadan bir barakada tulumlarımızı serip uyuduk.
Sabah 05. 30 da kalktık, Hazırlanıp yola koyulduk. Bu harikulade Çağlayanın, insana huzuru ve heyecanı aynı müziğin notalarında veren bir şarkı gibi coşkun sesi eşliğinde, yanından tırmanarak üzerine çıkmamız 40 dakikamızı aldı. Çağlayanın üzerine çıkınca az önce dinlediğimiz coşkun şarkı yerini saf huzurdan, ninni gibi derinden gelen bir senfoniye bıraktı. Çağlayanın üzerinde çıkış noktamız hariç her tarafın yüksek dağlarla çevrili olduğu, uzunluğu yaklaşık bir kilometreden biraz fazla, genişliği iki yüz, üç yüz metre olan masalsı bir vadi bulunuyordu.
Vadiye aşağıdaki köylüler İntkor vadisi ( İntkor yaylası) ismini vermişler.( Vadinin hemen arkasında geçen sene çıkış yaptığımız İntor yaylası bulunuyor, muhtemelen her iki taraf da da kullanılan bu isim aynı kök ve anlamı taşıyor.) Çıkış yapacağımız Gudashev sivrisine ise yöre halkının bir çoğu Masis (Marsis) diyor. Özellikle Artvin tarafında (Güney Kackarlarda) yöre halkı her yüksek dağa Marsis adını vermiş..
Eski ismi Gudashev olan Özgüven köyünün yaylası olarak kullanılan vadinin çıkış yönüne göre sağ tarafında ki sert yükseltinin başladığı yerde bir antik kentin enkazını andıran taş yığıntıları bulunmakta…
Özgüven köyü sakinleri, yazın en kavurucu zamanında hayvanlarını alıp bu yaylaya çıkıyor, kendileri de bu taş yığınlarının üzerini tahta ve naylonlarla örtüp yaptıkları (Bizde Pahasa denen) ufak kulübeler de kalıyormuş. Doğu Karadeniz de hayvancılığın popülerliğini kaybetmesiyle beraber artık bu yaylaya çıkılmaz, bu evler kullanılmaz olmuş. Yaz sonunda çatı için kullanılan ahşaplar toplanıp istiflenir bir daha ki sene için saklanırmış, biz orada ahşaba bile rastlamadık. Gerçeği bilmesek buranın Ergenekon vadisi olduğuna inanası gelecek insanın. Etrafının dağlarla çevrilmiş olması ( Şelale girişi hariç) terkedilmiş yerleşim kalıntıları insanda eğer Ergenekon diye bir yer varsa tıpkı böyle bir yerdir inancı doğuruyor…
Kalıntıların hemen üzerinden yaklaşık elli derecelik dik bir yamaçı takip ederek bölgenin en yüksek noktası olan Gudashev sivrisine ulaşabilirsiniz.
Bizde yamaçtan yükselmeye başladık. Yaklaşık iki yüz metre irtifa kazanınca kahvaltı için mola vermeye karar verdik. Sandviçlerimizi yerken, “Ergenekonumuzu” seyre daldık. Hemen altımızda bulunan “Antik Kenti” ve orada gün geçirmiş insanları, onların sürülerinin hayali ile harmanladık katığımızı….
Çağladığı noktada nerdeyse bir ırmağa dönüşen Çağlayanın, vadinin başında olmadığını, dağların aralarından sızan küçük sularla beraber o vadinin içerisinde doğup büyüdüğünü bir mucize gibi hayretle izledik.
Keşke Orta okulda veya Lise de Coğrafya dersleri böyle yerlerde yapılsa diye geçirdim içimden.. Bir Irmak nasıl oluşur sorusunun cevabı gibiydi manzara… Bu eşsiz güzelliği içimize iyice sindirerek koyulduk yola.. Etrafta yüksekten uçan; Kartal mı, Doğan mı olduğuna bir türlü karar veremediğimiz bir kuşun belli belirsiz sesi hariç hiç bir canlı sesi olmadan, rüzgarın ve çağlayanın fısıltısı içinde yaklaşık 1000 m dik yüklenerek Çarşağa ulaştık. Gudashev’in bu güney rotası hiç düzlenmeden elli derece ortalama( Bazan daha dik) ile kısa olmasına rağmen çok yorucu bir rota özelliğine sahip…
Çarşağı zorlanmadan geçince az yukarıdaki kapıya ( Dağcıların kapı dediği geçit) geldik. Kapı daha aşağıdan gelen daha dik bir vadiye çıkıyor. ( Buradan sağlı bir yay çizerek son baca çıkışına geçiliyor.) Buradan yan kesme yaparak baca girişine oldukça dikkatli geçtik, yer yer riskli hamleler içeren bu geçişte dikkatli olunmalı. Zirveye daha önce kuzeyden çıkış yapan arkadaşlarımızda bu bacadan çıkış yapmış. Demek ki onlar da daha makul bir nokta bulamamışlar. Bacaya geldiğimizde bize efsanevi Verceniğin bacasını andıran bir manzara ile karşılaştık. Daha kısa ama daha dik olan ( Doksan dereceye yakın) bu kulvara mutlaka ara emniyet noktaları kurularak, iple çıkılmalı. Kulvar yaklaşık 25 m kadar ve yaklaşık dört -beş derece tırmanış zorluğunda..Elli metre bir iple tırmanış yapılmalı… Tırmanış bitince kendinizi zirvede buluyorsunuz. Bir dağ faliyetinde olması gereken her şeyi size sunan bu dağın zirvesine bir zirve defteri bıraktık.. Kaçkarların muhteşem manzarasını o yükseklikten izlerken bir yandan da tarihe not düşebilirsiniz…
Kıssadan hisse, ölmeden önce görülmesi gereken yüz yerden biri olduğuna Fatih ile beraber karar verdiğimiz Ciro çağlayanı, İntkor vadisi( Namı diğer Ergenekon vadisi) gezisiyle süslenen, Kaçkarlar da olup da ondan ayrı bir tat bırakan Gudashev sivrisi faliyeti; 1400 metre dik zirve yükselişi, 25 metrelik dört- beş derece kaya tırmanışı ile kondisyonuna güvenen, malzemesi ve bilgi birikimi tam olan Dağcı dostlarımızı bir zirveden daha fazlası için bekliyor…
