Aksu Dağı Zirve (3434 m.) ve Aksu Gölleri

Kaçkar Dağ silsilesi; göğe doğru yükselen bir zirve ormanını andıran ulu doruklarının yanında, arada oluşmuş beşyüz kadar irili ufaklı buzul gölleri ile de meşhurdur. Adeta bir zehirin panzehiri gibi sıra dışı yükselişlerini bu göllerin dinginliği ile dengeleyip, izleyicisine mükemmel bir görsel şenlik sunar. Hemen hemen, birbirine yakın her iki üç zirvesinin arasında bu göllerden serpilmiştir. Bazı bölgeleri ise tıpkı sıra dağlar gibi sıra sıra, toplu göllere sahiptir. Bu göller bölgelerin en yoğun olduğu yerlerden biri Batı Kaçkarlarda Rize -Erzurum yolunun Ovit mevkiinden Verçenik istikametinde olan bölümdür.

Eğer Rize’de yaşıyorsanız bir dağcı için cennette yaşıyorsunuz demektir. Eski Erzurum yolunu üzerinde Ovit geçidinden aşağıya doğru inişte başlayabileceğiniz bir faliyetle günü birlik olarak rahat bir şekilde bu güzellikleri görme şansına sahip olabilirsiniz.

01.10.2022 günü hem bu göller bölgelerinden biri olan Aksu göllerini görmek hem de o mıntıkanın en yüksek noktası olan Aksu Dağı zirveye çıkmak için dört arkadaş sabah beşte Rize’den hareket ettik. ( Ben, Muhittin Uzun, Ömer Faruk Karaköse arkadaşımız ve İbrahim Eren Akşit kardeşimiz.) Saat yedi de aracımızı Garc yayla ile Aksu yayla arasında yürüyüşe başlayacağımız vadinin başına çekmiş, botlarımızı giyip harekete başlamıştık. Biraz yükselip düz bir yemek kayası bulduk ve kahvaltımızı ( çayımızı da demleyerek) yaptık. Ağır bir tempoyla sonbaharın kızıllığı çökmüş olan vadiyi incitmeden, artık yaylada son günlerini geçiren koyun sürülerinin peşi sıra,doya doya yürüyüp iki buçuk saat sonra Aksu göllerine ulaştık. Doğu Karadeniz dağlarının eteklerinde ki göllerde de bir deniz havası vardır. Kendinizi bazen deniz kenarında hissedersiniz. Kayaların üzerine oturup muhteşem güzellikteki bu ilk gölü izlerken de öyle oldu. Güneşin, gölün kıyılarına akseden yansımalarını ve suyun kenardaki kayaları kavramasını huşuyla izledik. Göllerin etrafında biraz dinlenip manzaranın sefasını sürdükten sonra zirve için hareket etmeye karar vermiştik. İbrahim arkadaşımız hastalıktan yeni çıkmıştı, Göllerin güzelliği karşısında zirveye çıkmamaya orada kalmaya karar verdi, Ömer Faruk hocamız da ona eşlik etme kararı aldı. Biz Muhittin kardeşimle beraber zirve için harekete geçtik.

Aksu göllerinin her iki taraftan da yüksek zirvelere çevrili bir vadi içinde bulunuyor. En yüksek zirvesi (3434 m) Güney tarafında üçüncü gölün hemen üzerinde yer alıyor. Kendisinden önceki zirve alttan bakıldığında daha ihtişamlı, daha sert ve daha yüksek görünmesine rağmen haritaya göre biraz daha alçak. Biz Muhittin ile gölerin güzelliğine kendimizi kaptırıp fazlaca vakit harcadığımızdan saat 12 gibi ulaşabildik zirveye… Yanımızda getirdiğimiz zirve defterini ilk defa doldurup yıkılmış olan zirve babasını tekrar kurduk. Manzara tarifsizdi, bir yanda ulu doruğu ile Verçenik, arkasında tüm ihtişamı ile Tatoslar, Dilek Dağları, Kaçkar Zirve sırası ve hatta Güngörmez Dağları net olarak görünüyor, diğer taraftan ise Haldezen Sırası, Kırklar Dağı , Şeytan dağı ve Ovit Zirveleri seçiliyordu. Üstüne üstlük önden Aksu gölleri arkadan Küçük Ovit gölleri ayağımızın altına serilmiş nadide bir hali gibi parlıyordu…

Bu harikulade zirveye çıkmak bizi kesmedi, havanın güzelligini de fırsat bilerek önce zirvenin altında ki Küçük Ovit göllerini daha iyi görmek için görüntüyü kesen güney tarafında üzerinde kocaman bir baba yapılmış sırta yöneldik. Etrafı uçurum olan bu sırt küçük Ovit göllerininin hemen üzerine koyulmuş bir bekçi kulübesi gibi vadiye hakim… Daha sonra Aksu zirveden hemen sonra aşıtın solunda kalan sırta yöneldik. Harita da görmemiz gereken çifte gölleri bu sırtın kestiğini anladık. ( Tuhaf şekilde bu göller haritada Dört Göller olarak geçiyor ama yöreyi tüm bilenler çifte göller olarak adlandırıyor. )

Yanılmamıştık, sırta varıp azıcık güneye doğru ilerleyince hayatımızda gördüğümüz en fantastik göl manzaralarından biriyle karşılaştık. Yaklaşık dörtyüz metre yüksekten dikine, kapalı ve dar bir vadinin içinde ki çifte göllere bakıyorduk. Yöreden tanıdığımız bazı insanların neden bu çifte göllere kamp atmaya geldiğini de böylece anlamıştık. ( Osman Turaboğlu abime selam olsun) Tamamen izole olan bu küçücük vadinin içine sıkışmış bu devasa göleri izledikten sonra dönüş yoluna girdik ..

Önce Aksu göllerinin orada bekleyen arkadaşlarımızla buluşup, akşam hava kararmadan aracımızın yanına varıp dönüş yoluna girdik.

Kafamızda deli sorular… Bize her seferinde sunduğu görsel şölenlerle sarhoş edip sersemleten Kaçkarlar, acaba bizi daha hangi süprizlerle karşılayıp şaşırtacak…

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top