Doğu Karadeniz dağlarının doğudaki sınırını belirleyen şey Çoruh nehridir… Doğu-Batı ekseninde Çoruh’dan itibaren şahlanan ve ilk doruklarına Altıparmak Sırası ismini verdiğimiz bu eşsiz kütlelerin zirveleri çok kısa bir mesafe de 3300 metre irtifayı aşar… Bu istikamette ilk göze çarpan heybetli doruğu, Altıparmak sırasının da başlangıcı kabul edebileceğimiz 3371 m yüksekliğe ulaşan “Gül Dağı ‘dır”
Efsanevi Marsis Dağı’nın doğusunda (biraz da güneyinde) tek, müstakil bir masif olarak kuzeyinde ki ana hattın hemen arkasında gizlenmiş gibi görünen bu eşsiz dağ, kendisinden 120 m daha alçak kalan zirvelerin ardında kaldığından ilk bakışta ihtişamını izleyicisine hissettiremez.
Onun heybetini hissedebilmek için ya önündeki zirveler aşılmalı ya da Marsis’in doruğuna çıkılmalıdır. Artvin ilimizin Arhavi ile Murgul ilçeleri arasında kalan, uzun zamandır da uzaktan izlediğim zirvesine çıkmak için fırsat kolladığım Gül Dağı’na 30 Temmuz 2025 tarihinde Rize’den dağcı dostum Mustafa Aydoğan Alişan ile tırmanmak nasip oldu. Aydoğan bu coğrafyanın çocuğuydu, Arhaviliydi. Bu dağların eteklerindeki yaylaları iyi biliyordu. Yaklaşık bir ay önce Gül Dağı için sözleşmiştik. Rota üzerinde yaptığımız hummalı çalışmalar sonucunda, en rahat en kolay yaklaşımın güneydeki Murgul istikametinden olacağına karar versek de ( Borçka’dan Bülent Koyuncu hocamız bu dağa o rotadan zirve çıkışı yapmıştı.) yine de ilk olarak kuzeyden Arhavi istikametinden yanaşmayı daha doğru bulduk. Belirlediğimiz rotamız, dağın kuzey yönündeki eteğinde kalan Noğadit Yaylası’na giderek hemen yaylanın üzerindeki Noğadit Gölü’nde kamp atmak ve oradan ilk hattı geçerek zirveye ulaşmaktı. Bunun için Arhavi istikametinden Salikvan aşıtına doğru devam ettik, sonrasında Alacagöl yaylasına geldik. Yol çok kötüydü daha ileriye devam etmeme kararı aldık. Alaca göllerin hemen öncesinde kampımıza attık.
Sabah kalktığımızda Alaca göllerin kenarından Noğadit istikametine devam ederek yükseldik. Haritada 3. 200 metreden daha yüksek olduğunu gördüğümüz Kızıltepe’nin yanından geçerek Gül Dağına yanaştık. Doğu tarafından bu yanaşımımız dağın bu kesimindeki sert kulvarlar dolayısıyla akamete uğradı. Geri dönüp alçalarak ortadan dağa tekrar yanaştık. Bu yönden çıkışı pek yapılmadığı için döküntü taşlar işimizi hayli zorlaştırdı. Elimizi nereye atarsak çürük taşların hareket ettiğini görüyorduk. Rota temizliği yapılmadığından iş başa düşmüştü, ağır ağır dik yüklenerek Zirve hattına ulaştık. Birbirine yakın 3 zirveden telefon yardımıyla ölçüm yaparak en yükseğini bulduk Zirve babamızı yaparak Zirve defterimizi koyduk. Onun 2 metre daha alçak irtifasında olan ve Marsis istikametine doğru batıda kalan kulesine de bir baba inşa ettik. Saat 05.10’da Alaca göl yaylası’ndan başladığımız keşif tırmanışı 11.35’te zirvede son buldu. Yaptığımız babanın hemen yanına bir kuyu kazarak saklama kabı içerisinde getirdiğimiz zirve defterini imzalayarak içine koyduk.
Manzara inanılmazdı hemen batımızda Marsis ile birlikte şaha kalkan Altıparmak Sıırası; Gudashev’i, Duatepe’si, Libnintepe ve diğer zirveleri ile önümüze serilmiş bir atlas halı gibi duruyordu. Arkalarında tüm heybetiyle Kemerli Kaçkar ve onunla bütünleşmiş şekilde görünen göz alıcı ihtişamıyla Kaçkar ana zirve…
Güneye döndüğümüzde Murgul bakır madeninin havzası ve Murgul’un muhteşem ormanları göze çarpıyor ve manzaramızı o yeşilliklerle süslüyordu. Bir dağı anlayabilmek, hissedip içselleştirebilmek için ona birçok yönden yanaşmak gereklidir. Gül Dağı’nın en keyifli en rahat rotasının Murgul istikametinden devam edilerek gelen yoldan yapılacağına orada Aydoğan’la beraber karar verdik. Kuzey yönü için ise önümüzde duran Sarıgöl tarafından yanaşmayı daha uygun bulduk. Resimlerde harita üzerinde işlediğimiz mavi hat Kuzey yönü için daha uygun görünüyor.
Zirvede bu harikulade manzaranın tadını çıkarıp atıştırmalıklarımızı yedikten sonra farklı bir rotadan dönmeye karar verdik. Kuzeybatı istikametinden aşağı inerek Salikvan geçidine doğru bir yay çizdik.
Kızılsırt Tepe’nin hemen batısından hattın Kuzey yönüne iniş yaptık, burada Salikvan geçidinden Arhavi’ye devam eden yolun kuzeydoğu sırtınndan harika bir yürüyüş rotası da keşfederek geldiğimiz AlacaGöl yaylasına iniş yaptık . Gün boyu toplamda 6 ayrı zirveye çıkmanın keyfi ve 13 saat süren faaliyetin yorgunluğu ile aracımızın yanında akşam yemeği eşliğinde güneşe veda ettik.
Kaçkarların bu fazlaca bilinmeyen güzelliğini görmenin, yaşamanın keyfiyle dönüş yoluna girdik.
En kısa zamanda güneyden Murgul istikametinden de dağa tekrar yanaşmak için Aydoğan’la sözleştik…

