Vaçakar (Kale) Dağı (3458 m.) ve Kale Vadisi

584292899 4079384078979692 6137445900907896142 n

Çamlıhemşin’den yukarıya doğru ilerleyen yol, iki ayrı vadiye açılır. Bu yolların ilki, Çamlıhemşin çıkışından sola dönerek Ayder istikametine gider ve oradan birçok yaylaya ulaşılır. Diğer yol ise Çamlıhemşin’den dere boyunca kıvrılarak doğrudan Çat Vadisi’ne yükselir.

Çat Vadisi; kaleleri, şimşir ormanları ve yol boyunca uzanan parke taşlarıyla başlı başına bir dünyadır. Tarih boyunca güney–kuzey yönünde önemli bir ticaret yolu da olan bu vadi, ( Nitekim 1841 yılında bölgeden geçen Alman bilim adamı Koch’ta güneyden Karadenize bu yolla ulaşmıştır.) doğa sporları tutkunları için de büyüleyici rotalar sunar. Vadi, Kaçkarların en hırçın ve gösterişli zirvelerinden biri olan Verçenik’e kadar uzanan birçok alternatif barındırır.

Vadinin ortasına gelmeden sola ayrılan bir yol, çam ağaçlarıyla kaplı yüksek bir sırttan Kaleköy’e ulaşır. Kaleköy adını, sağ taraftaki sırtta yer alan ve yapılış tarihi kesin olarak bilinmeyen Orta Çağ kalesi Kale-i Bâlâ’dan alır. Bâlâ yüksek anlamındadır. Bu kale, vadinin girişindeki daha merkezi konumda yer alan ve “aşağı kale” anlamındaki Kale-i Zir (Zilkale) ile birlikte tarihi ticaret yolunun güvenliği için inşa edilmiştir. Kimin tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmese de, 6–7. yüzyıllarda Cenevizlilerin kaleyi restore ettiği düşünülür.

Kale Vadisi’nde, Kale-i Bâlâ’ya sapmadan vadi boyunca devam edildiğinde yol üç kola ayrılarak Kaleköy yaylalarına ulaşır. Yol boyunca sağda yukarıda Çiçekli Yayla, ortada Kale Yaylası mezarları ve solda kıvrılarak ulaşılan Başyayla yer alır.

Çiçekli Yayla hizası geçildikten sonra sağ tarafa açılan vadi, yaklaşık iki kilometre boyunca ağır ağır yükselen kör bir vadidir. Hiking ve trekking tutkunlarının fazlasıyla memnun olacağı bu vadi, Podar deresi boyunca yükselerek sonunda Sulak Göller’e ulaşır. Buradan sağa doğru devam edildiğinde bir aşıtla önce Mocar Gölü’ne, ardından Verçenik Vadisi’ne geçilebilir.

Kale köyünün ileri mezarları, Ortasırt ve Başçayır yaylarıdır. Her iki yayla mezrasının ortasından ana vadinin ikinci uzantısı neredeyse ana bağlantı gibidir. Yaklaşık on yıl önce buraya bir araç yolu açılmıştı; günümüzde araç geçişine kapalı olsa da patika olarak kullanılır. Bu yol, önce Kale Aşıtı’na, (Şoroh aşıtına) ardından harika manzaralı Şoroh Gölü’ne ulaşır. Aşıta varmadan hemen önce bir su kaynağı çıkar ve bu su Çat vadisine doğru uzanan yol boyunca devam eden Hüsam Deresi’ni oluşturur. Dere, adını Kale-i Bâlâ’nın eski komutanlarından Hüsam Bey’den alır.

Uydu görüntülerinde bu bölüm, Kaçkarların ortasına atılmış bir gedik gibi görünür ve tarih boyunca güney–kuzey geçişlerinin bu rotadan sağlandığı anlaşılır. Vadi güneye doğru devam edildiğinde Yusufeli veya İspir’e ulaşmak mümkündür.

Bu iki yan vadinin arasında, irtifaları 3500 metreyi aşan efsanevi Tatos ve Dilek Dağları’nın sırası uzanır. Bu bölüm, dağcılık sporcuları için başlı başına bir cennettir. Tatos Zirvesi, Dilek Zirvesi ve diğer doruklar adeta omuz omuza vererek tüm heybetleriyle sizi karşılar.

Bu seyahatteki ana hedefimiz, Kale Vadisi’nin üçüncü yan vadisi olan ve Kaleköy Başucu yaylasına varmadan sol tarafına ayrılan ve diğerlerine göre daha yüksek ve yayvan olan, 2400 metre rakımlı Başyayla istikameti oldu. Kale Vadisi’nin sonuna doğru sola ayrılan yolu takip ederek aştığımız sırtın ardında, eski yayla yapıları nispeten korunmuş bir yerleşime ulaştık. Yaylanın hemen sol tarafında tatlı bir sırt yükselir ve kuş uçumu çok kısa bir mesafede yaklaşık 1000 metre irtifa alarak Vaçakar Dağı’nın zirvesiyle son bulur. Vadinin dik yamacında yükselen bu zirve, doğal bir kale görünümündedir ve tam karşısındaki Yazlık Köyü’nün üst sırtıdır. Bu nedenle Vaçakar’a “Kale Dağı” da denir.

Bizim Vaçakar hikâyemize ev sahipliği yapan bu geniş vadi, güney yönünde de harika bir yürüyüş parkurudur ve HGM haritalarında “Kale Geçidi” olarak adlandırılan bir aşıtla Hacıvanak Vadisi’ne bağlanır. Geçidin hemen sağında Mücoit Gölü bulunur. Ayrıca bu yol, çeşitli rota tercihleri oluşturmaya da uygundur.

Mustafa Aydoğan Alişan, Emrah Örgün ve ben 8 Ekim 2025 günü Vaçakar Dağı’na Başyayla üzerinden ulaşmak için harekete geçtik. (Aslında iki yıl önce Çayeli Doğa Sporları Kulübü bu dağın ilk şenliğini gerçekleştirmişti. Kaçkarlarda 40 Zirve programımızda da yer alan bu dağa çıkacaklarını duyduğumda kendilerine eşlik etmek istemiş, ancak bir kaza sonucu ayak baş parmağımı kırdığım için katılamamıştım.)

Saat 07.45’te Başyayla’ya ulaşıp aracımızı yaylanın alt bölümüne park ettik. Hafif bir kahvaltı yaptıktan sonra yürüyüşe başladık. Kuş uçumu Vaçakar’a uzaklık yaklaşık 2 kilometreydi. Ortalama eğim 30 derece civarındaydı. Dik eğimin temposu yavaşlatması ve manzaranın büyüleyiciliği nedeniyle ağır ağır ilerledik ve hiçbir zorlukla karşılaşmadan 4 saat 10 dakikada Vaçakar Dağı’nın zirvesine ulaştık.

Manzara müthişti. Sanki bizimle birlikte çevremizdeki dağlar da yükselmişti. Kaçkar ana kollarının bir yan kolunda, neredeyse tüm silsilenin tam orta noktasında duruyor ve dorukları önümüzde serili bir halının motifleri gibi görüyorduk.

Emrah, bu zirveye “Kaçkar Açık Hava Müzesi” adını verdi. Kaçkar Ana Zirve’yi ilk defa bu kadar heybetli ve vurucu bir şekilde izliyorduk. Genellikle Kaçkarların görsel etkisi en yüksek dağı olan ve daha kuzeyde kalan Verçenik, ilk kez Kaçkar Ana Zirve karşısında daha az görkemli görünmüştü.

Kuzey tarafımızda Kaçkarların en güzel yaylalarından Gitto, Badara, Pokut, Sal ve hatta Huser yaylalarına yukarıdan bakarken; tam karşımızda Tatos ve Dilek Dağları’nın mızrak gibi yükselen doruklarını doyumsuzca seyrettik. Neredeyse bildiğimiz bütün Kaçkar zirvelerini tek tek izledikten sonra, 2024 yılında Çayeli Doğa Sporları Kulübü’nün şenlikte yaptığı ancak biraz tahrip olmuş zirve babasını tamir ettik. Hemen yanına küçük bir oyuk açarak bir saklama kabı içinde zirve defteri bıraktık.

Bölgede trekking tutkunlarının dahi zorlanmadan ulaşabileceği, yaklaşık 3 kilometrelik bir rota ile 1000 metre irtifa kazandıran bu harika yürüyüşü tamamlamanın mutluluğuyla efsanevi manzarada bolca fotoğraf çektik. Ardından yavaş yavaş aşağıya inmeye başladık. İnişimizi geldiğimiz yoldan değilde sırt hattı boyunca güneye doğru devam ederek Kale Geçidi üzerinden yaptık. Böylece bir Kaçkar klasiği olan Göl görme ritüelini de gerçekleştirdik. (Mücovit Gölü)…

Geçitten yaylaya doğru olan ve işaretlenmiş bir patikası da olan harika parkuru keyifle yürüdük.

Yazdan kalma bu sonbahar gününde Kaçkarların sessiz güzelliğinin tadını çıkararak gün batımına doğru aracımıza ulaştık.

Rota bilgisi için tıklayınız.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top