Neden Dağcılık? Çünkü Orada…

CAMADAN Dağcılık ve Kış Sporları İhtisas Kulübünü kurarken birçok hayal ve projeyle yola çıktık. Daha kuruluş aşamasında, kulübün tüzüğünden yönetimine kadar pek çok konuda hararetli tartışmalar yaşadık. Bu yola giren hemen herkes gibi biz de kendimize “Neden dağcılık?” sorusunu sorduk ve George Mallory’nin meşhur cevabına sığındık: “Çünkü orada.”

Gerçekleştirdiğimiz Kaçkar Coğrafi Miras Çalıştayı’nda gördük ki bu soru, insanların dağcılığa dair en çok merak ettiği sorulardan biri olmaya devam ediyor. Çalıştayda bir katılımcı aynı soruyu Tunç Fındık’a yönelttiğinde aldığı cevap yine aynıydı: “Çünkü orada.”

Aynı çalıştayda Ayşe Kalkan’a yöneltilen “Dağlar sizi yalnızlaştırdı mı, yoksa sosyalleştirdi mi?” sorusu ise dağcılığa dair cevabı aranan bir başka önemli meseleyi ortaya koyuyordu. Yine “Dağcılığa başlamak için ne yapmalıyım?” diye soran bir gence Serdar Kılıç’ın verdiği “Derede balık yakala” tavsiyesi de belki insanların doğayla ve dağlarla bağ kurma isteğinin en yalın ifadelerinden biriydi.

Dağlarla bağ kurmak için çıktığımız bu yolda zamanla gördük ki hikâye bazen vadide, bazen zirvede, bazen de o zirvede bir taşın altında saklı olabiliyor.

22 Kasım 2025 tarihinde Atalanı Dağı’nın zirvesinde, küçük bir zirve babasının içerisinde 1972 yılında yazılmış bir nota ulaşabileceğimiz elbette aklımıza gelmemişti. Ancak o küçük notla başlayan ve daha sonra gelişen dostluk, dağlarla kurulan bağın sınırları aşan bir güce sahip olduğunu bize gösterdi.

Notun bulunuşu yerel ve ulusal haber kanallarının yanı sıra uluslararası basında da önemli ölçüde yer aldı. Fakat bizim için asıl önemli gelişme, bu keşfin Türk ve İtalyan dağcılık kulüpleri arasında yeni bir diyaloğun başlangıcını oluşturmasıydı.

İtalyan Alpin Kulübü (CAI) Pordenone Şubesi, 1972 yılı ekspedisyonuna öncülük eden Silvano Zucchiatti adına hazırlanmış bir kitabı CAMADAN’a gönderdi. 2006 yılında hayatını kaybeden Zucchiatti’nin anısını yaşatmak amacıyla 2011 yılında yayımlanan bu kitap, onun çok sevdiği Kaçkar Dağları’ndaki faaliyetlerine, bölgenin insanlarına ve burada yaşadıklarına dair önemli bilgiler içeriyordu. İtalyan dostlarımız bununla da kalmayarak o yıllardaki tırmanışlara ait ekspedisyon raporlarını da bizimle paylaştılar.

Kitabın bulunduğu paket kulübümüze ulaştığında onu Zucchiatti’nin en çok sevdiği yerde, Kaçkar Dağları’nda açtık. Paketin içerisinden çıkan CAI Pordenone tarafından kaleme alınmış mektubu yine dağlarda okuduk. Dostlarımız, Zucchiatti ailesinin arşivinde bulunan o yıllara ait fotoğrafları bizimle paylaşabileceklerini belirtiyor, aynı zamanda bizde bulunan görselleri de kendilerine göndermemizi istiyorlardı.

Gerek Zucchiatti’nin kitabında gerekse bize gönderilen ekspedisyon raporlarında yer alan bilgiler oldukça heyecan vericiydi. İtalyan dağcılar bölgede 32 zirve tırmanışı gerçekleştirmiş, bunlardan 19’unu ilk çıkış olarak kaydetmişlerdi. Üstelik tırmandıkları zirveleri kendi verdikleri isimlerle bir harita üzerinde de göstermişlerdi.

İlk çıkış yapılan 19 zirveden ilkinin, onların “Hunut Dağı” olarak adlandırdığı ve bugün resmî olarak “Atalanı Dağı” adıyla bilinen zirve olduğunu tespit ettikten sonra diğer 18 zirvenin isimlerini ve konumlarını araştırmaya başladık.

Bu araştırmada bizi en fazla heyecanlandıran yerlerden biri, bugün “Dilek Dağı” olarak bildiğimiz zirveydi. İtalyan dağcılar bu zirvenin de ilk çıkışını gerçekleştirmiş ve çok sevdikleri bu dağa kendi kulüplerinin adını vererek “Cima CAI Pordenone” (CAI Pordenone Tepesi) olarak kaydetmişlerdi.

Bunun üzerine Dilek Dağı’nı ve hemen karşısında bulunan, İtalyanların haritalarında işaretledikleri bir başka zirve olan Çadır Dağı’nı kulübümüzün 2026 yılı faaliyet planına aldık. Bölgemizde uzun yıllardır Uluslararası Dağcılık Şenliği düzenleyen kardeş kulübümüze bu faaliyeti birlikte gerçekleştirme düşüncemizi ilettiğimizde onlar da bizi kırmadılar. Böylece 16–19 Ağustos 2026 tarihlerinde düzenlenecek 12. Çayeli Uluslararası Dağcılık Turizm ve Yayla Şenliği için Çadır ve Dilek dağları seçildi.

Merak ve heyecanla 16 Ağustos’u beklemeye başladık.

Bu süreçte CAI Pordenone Başkanı Alleris Pizzut ve tarihçi Giovanni Furlanetto ile iletişime geçerek kendilerine davetimizi ilettik. Ayrıca arzu etmeleri hâlinde Dilek Dağı’nın zirvesinde mesajlarını okuyabileceğimizi söyledik. 1972 yılı ekspedisyonunun ve Kaçkar sevdalılarının hatırasını yaşatmak amacıyla Dilek Dağı için Türkçe ve İtalyanca bir tabela da hazırlattık:

Dilek Dağı – 3586 m

“Bu zirveye ilk tırmanış 14.08.1972 tarihinde İtalyan Alpin Kulübü Pordenone Şubesinden Silvano Zucchiatti ve Sisto Degan tarafından gerçekleştirilmiştir. ‘Cima CAI Pordenone’ adını verdikleri bu zirvede tüm Kaçkar sevdalılarını saygı ile anıyoruz.”

16 Ağustos 2026 tarihinde Çayeli’nden hareket ederek Hüsam Deresi’nde kampımızı kurduk. 17 Ağustos’ta Çadır Dağı zirvesine gerçekleştirdiğimiz tırmanışta, daha önce tahmin ettiğimiz gibi, burada da küçük bir zirve babasının içerisinde efervesan ilaç kutusuna yerleştirilmiş bir not bulduk.

Kutunun nem aldığını fark ettiğimiz için onu yanımıza aldık ve kuruduktan sonra açmaya karar verdik. Eve döndüğümüzde kutuyu dikkatlice açtık. Notta şu ifadeler yer alıyordu:

“Koşan Dağ – m. 3350 – Due Cime Principali – … Agosto 1972 – Spedizioni CAI Pordenone – ITALY”

Böylece İtalyan dağcıların 1972 yılında bugün Çadır Dağı olarak bildiğimiz zirveye “Koşan Dağ” adını verdiklerini, yüksekliğini 3350 metre olarak ölçtüklerini ve dağın iki ana zirvesine de ulaştıklarını öğrenmiş olduk.

18 Ağustos’ta ise bu defa Dilek Dağı’na çıktık. Zirvede yaptığımız araştırmada herhangi bir zirve babasına veya eski bir nota ulaşamadık. Daha önce hazırlattığımız tabelayı ve zirve defterini yerleştirdikten sonra İtalyan dostlarımızın gönderdiği mektubu Dilek Dağı’nın zirvesinde okuduk:

Sevgili dostlarımız,

1972 yılında dağcılarımız tarafından sizin dağlarınızdan birinde bırakılan notun bulunduğu haberini verdiğinizde, küçük bir kâğıt parçasının yarım asırdan fazla bir süre sonra hâlâ sağlam kalmış olmasına şaşırmıştık. Bu olayın, önemli basın kuruluşlarının da büyük ilgisini çekeceğini hiç tahmin etmemiştik.

Tüm bunlar, her ne kadar önemli olsa da, Kulübümüz ile sizin derneğiniz arasında daha sonra gelişen dostluğun yanında çok küçük kalmaktadır.

Yıllar önce, uzaktan gelen dağcılar Dilek Dağı’nın bu zirvesine ulaştılar. Onlara Silvano Zucchiatti öncülük ediyordu. Silvano, ulaşımın bugün olduğu kadar kolay olmadığı bir dönemde, bu güzel dağlarınızı dört farklı mevsimde dolaşmış, keşfetmiş ve tırmanmış; onlara büyük bir sevgi beslemişti.

Sizler bugün onu dostunuz olarak hatırlıyorsunuz. Bu bizim için büyük bir mutluluk kaynağıdır ve CAI Pordenone’nin dağcılık tarihine katkıda bulunmuş ve iz bırakmış bir insanın hatırasının yaşatılmasına yardımcı olmaktadır.

Sevgili CAMADAN dostlarımız, tüm bunlar için sizlere sevgimizi ve minnettarlığımızı ifade ediyoruz.

Dağcılık şenliğinin ardından Çadır Dağı’nda bulduğumuz notun hikâyesini araştırmaya devam ettik. Giovanni Furlanetto’nun daha önce bizimle paylaştığı ekspedisyon raporlarını yeniden incelediğimizde, “Koşan Dağ” olarak adlandırdıkları zirveye 13 Ağustos 1972 tarihinde Sisto Degan ve Silvano Zucchiatti’nin çıktığını öğrendik. Furlanetto, hayatta olan Sisto Degan’a da ulaştı. Degan, tırmanışı Zucchiatti ile birlikte gerçekleştirdiklerini, bulduğumuz notun Zucchiatti’nin el yazısıyla yazıldığını ve dağın iki ana zirvesine de ulaştıklarını teyit etti.

Bu süreçte bizimle paylaşılanlar yalnızca kitaplar, raporlar ve mektuplarla sınırlı kalmadı. Zucchiatti ailesinin arşivinden gönderilen fotoğrafların bölgemiz açısından ayrı bir değeri vardı. 1972, 1976 ve 1977 yıllarında çekilmiş bu fotoğraflar yalnızca tırmanılan zirveleri ve rotaları kayıt altına almıyor; dönemin yöre insanını, yayla yaşantısını ve geleneklerini de gözler önüne seriyordu.

Kulübümüzün paydaşları arasında yer aldığı Kaçkar Coğrafi Miras Çalıştayı kapsamında İtalyan dağcıların çektiği bu fotoğraflardan hazırlanan sergi de katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Bu kıymetli arşivin günümüze ulaşmasında ve bizimle paylaşılmasında emeği bulunan CAI Pordenone Başkanı Alleris Pizzut’a, Giovanni Furlanetto’ya ve Zucchiatti ailesine teşekkür ediyoruz.

Bütün bu yaşananlar aslında başlangıçta sorduğumuz üç soruya, yaşanmışlıklar üzerinden verilmiş cevaplar gibiydi:

Neden dağcılık?

Dağcılık insanı yalnızlaştırır mı, sosyalleştirir mi?

Dağcılığa başlamak için ne yapmalı?

Biz Atalanı Dağı’nda, bir taşın altında yarım asırdır bekleyen küçücük bir not sayesinde yalnız olmadığımızı gördük.

Dilek Dağı’nda, bir dağla bağ kurmanın yalnızca bir zirveye ulaşmak değil; yıllar, insanlar ve hatıralar arasında yeni bağlar kurmak anlamına geldiğini yaşadık.

Çadır Dağı’nda ise aradığımız cevabın gerçekten “orada” olduğunu gördük.

Belki dağcılığa başlamak için önce derede balık yakalamak, sonra başını kaldırıp uzaktaki bir dağa bakmak gerekir. Sonrası merak, yol ve hikâyedir.

CAMADAN, merak edilenin cevabını yaşayarak keşfetmenin peşinde yeniden dağlara yöneldi.

Dağlarda görüşmek üzere…

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı Çık