16 Ağustos 2022 Pazar günü Ovit sırasının Batı tarafında kalan en yüksek zirve olan Soğanlı Dağına çıkışımız ve sonrasında gelen tesadüflerin beni bu kadar şaşırtıp heyacanlandıracağından habersizdim.
O gün sabah saat 04.30 da evlerimizden kalkmış 07.00 da tamamı klüp mensubu 5 kişi ile yürüyüşe başlamıştık. ( Klüp Başkanımız Eminali Kalcıoğlu, Ben, Hakan Korkmaz, Ömer Faruk Karaköse ve Muhittin Uzun). Sıfır kodundan gelip saat 13.00 da zirveye ulaşmış, hemen altında çift demlik çay yapıp içmiş sonra inişe geçmiştik. Tam on saat sonra yürüyüşe başladığımız yere sağ salim geri gelmiş, Ovitte düzenlenen Ekşioğlu yayla şenlikleri alanında biraz eğlenerek geri şehre dönmüştük.
Soğanlı zirve, Ovit de bulunan Rize – İspir Erzurum yolunun en yüksek noktasının hemen batısında kalan, önünde bulunan üç göller tepesinin o istikametten bakıldığında görülmesini engellediği bir doruk. Dağın bu ihtişamını ancak Batı tarafından baktığınızda hissedebiliyorsunuz. Zirvesinden etrafda ki dağları, yürüyüş yollarını ve O civarda ki Kuzey – Güney geçişlerini doyasıya izleyebiliyorsunuz. Biz zirvedeyken İspir tarafında kalan bir köy dikkatimi çekti. Dağın hemen eteğinde idi Rakımı 2000 civarında olmalıydı ama yayla değildi. Şaşırmıştım, bu kadar yüksek bir rakımda ki bir köy ilgimi cekmisti. Eve gidince araştırmaya karar vermiştim.
Akşam eve dönünce ilk işim haritayı açmak oldu. Köy İspir Pazaryolu na bağlı 1950 rakım da ki Büyükdere köyü idi ve tesadüfler böyle başladı.
Bilenler bilir, iç dekorasyon sektöründe Asma Tavan ustası olarak çalışırım. Tesisatçı Sultan usta adında bir abim Ağustos başında benden, işleri yoğun olan sevdiği bir arkadaşının köyde ki asma tavan işleri için randevu almıştı. İspir in bir köyüne gidecektik. 19 Ağustos için sözleştik. Bizim Soğanlı dağına zirve faaliyeti yapmamızdan üç gün sonra yüzlerce ihtimal arasından Büyükdere köyüne çalışmak için gittim.( Bir diğer tesadüf de Sultan abinin işini takip ettiği arkadaşının, babamın kadim dostu Rahmetli Memiş Ali amcamızın oğlu olması oldu). Köye varana kadar gittiğimiz köyün üç gün önce zirveden fotoğraflarını çektiğim köy olduğundan haberim yoktu. Sultan usta gideceğimiz köyün eski isminden eski ismi olan “Gocuktur köyü” diye bahsetmişti. Köye girerken his ettiğim daha önce görmüşlük hissi kısa zamanda kafamda pazılın parçalarını birleştirmemi sağladı.
İşi ekip arkadaşlarıma bırakıp köyü dolaşmaya başladım. Köyün yamaçlarına çıkıp üç gün önce zirveden izlediğim yerden zirveyi izledim. Resimler çektim. Köyün muhtarı ve ihtiyarları ile konuştum. Dağın Batı tarafında bir vadi vardı ve biz bu vadiden Rize tarafına gidiş geliş olduğunu tahmin etmiştik. Tam da düşündüğümüz gibiymiş. Özellikle bu ve civar köylerden, araç yolları yapılmadan önce insanlar sabah çıkıp aynı günün öğle saatlerinde Rize’ nin Kabahor ( Gölyayla) ya da Meles( Çifteköprü ) köylerine ulaşabiliyorlardı. ( Vadi, İspir tarafından gelip aşıta varınca yol ikiye ayrılıyor, biri Melese, biri de Kabahora dönüyor). Orada karşılıklı ticaret yapıp, hava kararmadan köylerine geri dönerlermiş. Evine konuk olduğum Mustafa Dayı, çatısının kerestesini 1965 de bu yolla getirmiş. Mustafa Dayı ya o yolları sorduğumda çok trajik şeyler de öğrendim. Köyün aşağısında bulunan bir garipler mezarlığı varmış ve bu mezarlık bu yolda ölen, imkansızlıklar dolayısıyla kimsesi bulunamayan mezarlara doluymuş. Mustafa Dayı bizzat çocukluğunda çığ altından çıkardıkları iki kişiyi o mezarlığa defnettiklerini de anlattı.( Özellikle yolların açıldığı yaz başlarında yukarda ermemiş kar kütleleri böyle vehim olaylara neden olabiliyor. Ayrıca yazın bile ani sıcaklık düşüşleri ve sis de hipotermiye nedeni ile ölümcül sonuçlar verebiliyor).
Mustafa Dayı ya dağın kendisini sorduğumda çok defa çıktığını ilk seferinin ise Otomobil denen gavur icadını belki görürüz diye çocuk yaşlarda Ovit sırtlarına gidişi olduğunu söyledi…Saatlerce Erzurum- Rize arası eski yolu gören bir sırtta o meşhur makinayı beklemişler…
Günün son sürprizi de Mustafa Dayıdan geldi. Dağın asıl isminin Şeytan dağı olduğunu, Soğanlı isminin ise yan tarafında ki sırt için kullanıldığını anlattı bize…
Soğanlı tırmanışımızdan üç hafta önce, Aladağlarda Büyük Demirkazık tırmanışındaydım. Orada Ali Göçer adında bir abiyle tanıştım. Kendisi yazar ve şair aynı zamanda bir yapımcı… Bana TRT için şehir kaçakları adında bir dizi- belgesel yaptığını bir bölümünde dağcılık ve zirve tırmanışına ayırdığını, Ovit tarafında Şeytan dağı zirvesine çıktıklarını anlatmıştı.
Büyükdere köyünden dönerken aradım Ali abiyi, hemen belgeselin o bölümünü istedim. Eve varır varmaz ilk işim Şehir Kaçakları Şeytan dağı zirve bölümünü izlemek oldu.
Evet, dağ bizim çıktığımız haritada Soğanlı Dağı olarak geçen dağdı. Ali abinin ekibi, bizden farklı olarak bir üçüncü yoldan, dağın Güney Doğu yönünden Kızılbel yaylasından yanaşmışlardı. Aynı dağa üç farklı yönden üç ayrı rotadan çıkış yapıldığını öğrenmiş, aynı zirveye ulaşmış, peşpeşe gelen bu tesadüfler ise beni duygulandırmıştı. Genel olarak Doğu Karadeniz Dağlarına olan tutku ve merakımı da katlamıştı. ..
Kıssadan hisse, biz fazla ön plana çıkmamış bir Kaçkar zirve faaliyeti yapmayı planlarken yaşanmışlıklarıyla çok daha fazlasına ulaşmıştık.
Bu coğrafyayı sadece bir sıradağlar silsilesi olarak görenlere gösterenlere inat Kaçkarlar daha kimbilir hangi hikayelerle bizleri bekliyor…
